09 Şub 2010

Ayşenur’a

zor hocam..başörtülü olmak, müslüman olmak her yerde zor. Biz zora taliptik her zaman, çünkü Mekke’nin yetiminin ümmetiydik,zorluklar bizim içindi bilirdik. önceleri neye sahip çıktığımızın, elimizi nasıl bir taşın altına koyduğumuzun, yüklendiğimiz emanetin farkındaydık!

çok değiştik, müslümanlar çok değişti Ayşenur!

İktidar olmanın verdiği rehavet, ne oldum delisi yaptı bizleri.

Eskisi gibi görmüyoruz dünyayı, eskisi gibi duymuyoruz. Mücadelemiz, gayretimiz, dertlerimiz yok artık!

Kapıldık gidiyoruz dünya hayatına iktidar olmanın eksileriyle. Öyleki kendi yaptığımız hataları, önceleri başkalarını eleştirirken aynı hataya düştüğümüzü göremez olduk!

biz hiçbir zaman elimizdeki nimetin kıymetini bilemedik. Peygamber (as)Mekkeyi fethettiğinde ona; “insanları bölük, bölük Allah’ın dinine girerlerken gördüğünde artık Rabbini hamd ile tesbih et ve bağışlamasını dile!” diyen Rabbimizin öğüdünü unuttuk. Sahip olduklarımızın şükrünü eda edemedik, zekatını veremedik!

İnsanlar bölük bölük İslama susamışken bizler o deryanın kıymetini bilemedik, bilemiyoruz, derdimize sahip çıkamıyoruz!

Bu ülke çok değişti, 10 yılda belki 50 yıllık yol aldı. Ama biz, müslümanlar..

biz aynıyız hocam, belki daha geri..

anı yaşamayı öğrendik şu 10 yılda, en iyi yerlerin tadını çıkarmayı, en güzellerine müslümanların layık olduğunu gösterdik dünyaya!

İslamda da burjuva olabileceğini, bu insanların da altlarında son model arabaların olabileceğini, bu insanların da büyük büyük yerlere gelebileceğini, en fiyakalısından giyinebileceklerini, cebi paralı, içi boş olan gençlerin müslümanlardan da çıkabileceğini, ahlaki yozlaşmanın en aşağılarına bir zamanlar başörtüsü mücadelesi veren müslüman kızların ve müslüman erkeklerin de yuvarlanabileceğini gösterdik dünyaya!

kimse senin gibi “benden sonraki de benim gibi olurmu?”nun derdini çekmiyor artık.

sıcak yatağını bırakıp gelemiyor kardeşim, çünkü geçmiş ondan, onu delip geçmiş ya, sonrakini düşünmeye kalmamış mecali(!) kendi hakkını savunmaya korkar olmuş.

adalet, çığlıklar atarak geçmiş yanından, benim kardeşim kulağını tıkar olmuş!

Dert mi şimdi adalet..

benim kardeşim sıcak evinde kalsın da bir 50 yıl daha müslümanlar çeksin bu zulmü(!) bir 50 yıl daha müslümanlar meydanlarda eşitlik sloganları atsın, hesap sorsun barodan, meclisten! 50 yıl daha gençler elli sıfır geriden başlasınlar hayatlarına, 3 katı çalışsınlar ama 50 puan geriden gitsinler..

dertmi yani..

canım derste bırakılır mı şimdi bunun için(!) ucunda sinema olsa hani neyse.

benim kardeşim akşama televizyonda hangi dizi var, kimin eli kimin cebinde onu düşünsün

evlatlarının nasıl rahat edeceğini düşünsün sıcak yatağında benim amcam, kaç ev, kaç araba bırakabilir torunlarına onun hesabını yapmakla uğraşsın. dokunmayın ona! zaten dokunmuyor ya.. dert mi şimdi bu..

dert mi bunlar Ayşenur!

bizler kimin ümmeti olduğumuzu unutmuşken dert mi bunlar…

“Ne söylesem bilmiyorum. Çünkü neresinden tutsam elimde kalıyor” diyorsun ya tiyatro için, ne söylesem bilmiyorum, neresinden tutsam elimde kalıyor benim kardeşim, bir zamanlar aynı masayı paylaştığım, aynı dertleri çektiğim kardeşlerim, neresinden tutsam elimde kalıyor Ayşenur..

sana kızmıyoruz , kızacak onca şey varken sana kızamayız kardeşim! sen hep “benden sonraki de bu derdi çeker mi” diye düşünmeye devam et, birileri uyurken biz de sahip çıkmaya devam edelim! Rabbimizi hamd ile tesbih etmeyi unutmayalım, unutur da hataya düşersek kendimiz için bağışlanma, uyuyan müslüman kardeşlerimiz için de uyanış, direniş dileyelim Ayşenur

O bağışlayan, rahmet eden değil mi?

varsın elli-sıfır geriden başlayalım hayata..

09 Şub 2010

doktor raporu..

TC
VATANDAŞLARINA

Hastamız maalesef bitkisel hayatta. Düşünemez, konuşamaz ve hareket edemez. Serumlarla beslenmek zorunda. Yaşamsal faaliyet olarak sadece nefes alıyor, bir de, altına yapıyor.

Ayrıca hastamız kanser. Anlayacağınız dilden anlatayım: Her organı kendi başına buyruk hareket ediyor. Düzensiz bir şekilde büyüyor ve vücudun kontrolünden çıkıyor. Artık bu organlar hastamız için değil, onun zararına işler yapıyorlar.

Tahminimiz odur ki; hastamız şu an rüya görmekte. Eminim her şeyin düzgün olduğunu ve çok sağlıklı bir şekilde yaşadığını düşlemekte. Olan bitenin farkında dahi değil. Hücreleri acı içinde sızlayıp dursa da, bundan haberi yok. Verdiğimiz uyuşturucular sinir sistemini bloke etmiş durumda çünkü.

Tabi Allah’tan umut kesilmez. Ama hastamızın ne kadar yaşayacağıyla ilgili iyimser bir tahminde bulunmak zor. Makineye bağlı bir şekilde yaşıyor. Şu gördüğünüz fişi çekmek demek, hastamızı kaybetmemiz demek olur. Elimizden geleni yapıyoruz efendim. Umudunuzu yitirmeyin.

HASTA ADI-SOY ADI:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ

08 Şub 2010

derin

barikatlarını kurmuş bekliyor hayat
bekliyor sevda
bekliyor vatan
bekliyor kavgam

yanıma biraz isyan alırım
biraz cesaret
biraz ayet
biraz aydınlık!

gidebilirim buralardan, belki akşam
belki şafak
belki sabah
belki ahh

kırabilirim putlarını dünyanın!

hadi git!
bekleme..

08 Şub 2010

Dünya

Dünyaya kapılmayayım dedim
O katılmayayım anlamış!..

07 Şub 2010

refâkatçi

bir söz gelimi mesafede
ifadesiz kalıyorum
yokluğun yanında
refâkatçiyim

07 Şub 2010

bile bile

bir rüzgâr değ/yip geçiyor kulağıma

-sonuç belli

ama durdurmak ne mümkün seni!

bir rüzgâr, delip geçiyor beni…

06 Şub 2010

cevabı olmayan soru

yıllarca hangi yolda, nereye gittiğimi, neyi aradığımı, ne için aradığımı bilememenin sancısıyla çarpıp dururken kalbim, şimdi daha fazlasını öğrenmenin korkusuyla yaşıyorum!

bu yolun sonu(cu)nu, gerçeği bilmek, samimiyetsiz insanlar tanımak, aczimin feryatlarını duymak canımı acıtsa da

arayamamanın, peşinden koşamamanın pişmanlığını yaşamamak için; yine Seni seçerim!

ben ki kaybettiğim ruhumu bir de Seni arıyorum,

şükür ki sebebimsin ey Rabbim!

-Yaradan, yarattıysa beni ince bir yaradan

tek başıma yürüyebilir, yaşayabilirim

yârsız, kanamadan!-

03 Şub 2010

sessizliğim çığlık çığlığa

Çığlık çığlığa sessiz boğuldum
aydınlık, geleceği yarmadan
idrakim büyülenmiş, aldatılmış, yorulmuş
parmaklıklar ardından çığlık çığlığa susuyorum
hatrım, idrakime geçmişten söz kırpıyor!

03 Şub 2010

yalnızlığın yalın hali

yalını çoktur
yalanı yoktur yalnızlığın!
yanı yok ki
yanına oturayım
alışmak zordur
cam kenarı
tek kişilik koltukta
başucunda durur hep
o soğuk kaldırım..

02 Şub 2010

sıfırın altındaki imza

bildiri dağıtıyor kar taneleri:
her şeye sıfırdan başlamalı!